Geleceğin Kodları

Aylık kültür sanat ve edebiyat dergisi DELİKLİÇINAR‘da bu ay yayınlanan yazım:

Bir düşünün;

Dünyanın en muhteşem teleskopu sizin olsa ve onu evinizin çatısına yerleştirseniz, her gece gökyüzünü, yıldızları, samanyolunu doya doya izleseniz, siz bir astronot olur musunuz ? Uzay bilimcisi ya da astronot olmak uzayı izlemekten, seyretmekten başka birşeydir, uzayı anlamakla, çözmekle, bilmekle uğraşmayı gerektirir.

Çocuklarımızın da tabletler, telefonlar, oyun konsolları ile zaman geçirmesi onları bir bilgisayar bilimcisi, bir bilgisayar programcısı yapmayacak. Bilgisayar bilimlerine hakim olmalarının yolu bilgisayarları anlamaktan ve bilgisayar programlamayı öğrenmekten geçiyor.

Yaşadığımız çağdaki teknolojik gelişmeler iş hayatımızda sürekli yenilenmemizi zorunlu kılıyor. Varolan bilgi ve becerilerimizi yenilemeden ilerlediğimizde gelecekteki sürekli iş güvencemizi yitiriyoruz. Çünkü bilişim devrimi sadece yeni mesleklerin doğmasına neden olmakla kalmayıp var olan meslekler içinde değişimler yaratıyor ve hatta pek çok mesleğin yok olmasına neden oluyor. Bu devrime ayak uyduracak ve 21. yüzyılın vazgeçilmez becerileri olan; yaratıcı, sistematik ve kolektif çalışma becerilerini kazanacak bireylerin yetiştirilmesine ne kadar erken yaşta başlar isek o kadar başarılı olacağız. Bugün bu teknolojilere yön veren pek çok şirketin kurucularının hayat hikâyelerini bakarsak, çoğunun kodlama geçmişinin çocukluk yıllarına dayandığını görürüz. Elon Musk, Mark Zuckerberg, Bill Gates bunların en bilinenleri.

Dünyaca ünlü teknoloji dehası Steve Jobs kodlama eğitimi ile ilgili olarak “Bilgisayar programlamayı herkes öğrenmeli. Çünkü bu, size düşünmeyi öğretir” diyor.  Kodlama basit bir anlatım ile bilgisayarların dilinden anlamak ve onlara yapacakları işi söyleyecekleri dili bilmek. Kodlama bilen çocuklar sahip oldukları elektronik cihazları tüketmenin ötesinde, onlarla üretmeyi öğreniyor ve  onlara hükmetme becerisi kazanıyor.

Çoğu insan bilgisayar programlamanın zor ve uzmanlık gerektiren bir iş olduğunu düşünür. Geleneksel programlama dilleri için bunlar doğrudur ve bu dilleri öğrenmek zordur, ancak günümüzde bilgisayarların daha çok güçlenmesinden faydalanarak, bilgisayar programla becerisini ve bilgisini çok geniş kitlelere, özellikle de çocuklara ulaştırmak için üretilen yeni kodlama dilleri bu işi çok kolay hale getiriyor. Bu proglama dilleri ile kodlama yapan çocuklar teknolojiyi çok daha akıcı bir şekilde kullanmayı ve teknoloji ile yaratmayı öğreniyor.

Kodlama eğitimi çocukların mantıksal düşünme, hata bulma ve giderme becerilerini geliştirdiği gibi çocukların kendi projeleri üzerinde kararlılıkla çalışma disiplinini sağlıyor. Kodlama öğrenenler resim, ses, müzik gibi çeşitli medya araçlarını bir araya getirebiliyor, kendi animasyonlarını, bilgisayar oyunlarını tasarlayabiliyor ya da interaktif hikâyeler anlatabiliyor. Öğrendikleri basit ama güçlü araçlar ile yaratıcı yönlerini daha iyi sergileyebilecekleri bir ortam buluyor. Bir problemi çözmek için; bilgileri ayrıştırma ve sorunu oluşturan öğeleri göz önüne alarak, sonuca varmayı öğreniyor. Bu yolda sistematik düşünme tarzı yürütme yeteneklerini geliştiriyor.

Program, oyun ya da animasyonlar daha önceden başkaları tarafından yapılmış ve bir paket olarak çocukların önüne gelmişse, çocuklar bunu sadece tüketiyor. Çocuklar için geliştirilen kodlama dilleri  çocukların kendi çoklu medya tasarımlarını yapmalarını, karşılaştıkları gerçek hayat problemleri karşısında teknolojiyi kullanarak yaratıcı çözümler ortaya koymalarını ve kendilerini değişik şekillerde ifade ederek 21. yüzyıl becerilerini kazanmalarını sağlıyor. Bir fikirden yola çıkan çocuk bir taslak yaratıyor ve karşılaştığı problemleri çözerek bu taslağı bir proje haline getiriyor.

Çocuklarımıza bilgisayar bilimlerini sevdirmek, yaratıcılıklarını üst düzeye çıkarmak, teknolojide tüketici olma rollerini üretici olmaya dönüştürmek, tasarlama becerileri kazandırmak, kendilerini ifade edebilecekleri yeni bir dünyaya adım attırmak, analitik düşünme yeteneği kazandırmak ve matematiksel düşünme becerilerini zenginleştirmek için bir an evvel kodlama eğitimi ile tanıştırmalıyız.

Sonsuza kadar; hayal eden, programlayan ve paylaşan çocuklar geleceğimizin kodları.

Hayati GÜNEY

 

Kuzey Kızıldeniz

Hayatımda başıma gelen en güzel şey su altı dünyası ile tanışmak. Her gün yeni bir şey öğrendiğim bu büyülü dünyaya yaptığımız bir haftalık dalış gezimizi bitirdik ve evimize dönüyoruz. Başta bize dalışı öğreten ve bu gezimizde bizi yalnız bırakmayan sayın hocam Yücel Şahin’e, 100. Dalışını beraber yapmaktan onur duyduğum badim Ibrahim Okyar‘a, geçen yıl olduğu gibi bu yılda bizimle olan sevgili Muhammet Tatar ağabeyime, ilk kez burada daldıklarında gözlerinindeki sevinci görmekten mutluluk duyduğum Sabri Yıkılmaz ve Savaş Özcan kardeşlerime, gezinin tertip edilmesinde emeği geçen değerli arkadaşım Ahmet Özdenler’e, bize harika bir hafta yaşatan tüm Camel Dive çalışanlarına ve özellikle Sayed Salem ve Fahd Leo kardeşlerime çok teşekkür ediyorum.

Karaburun’dan Deniz Şakayığı

Adına deniz şakayığı, deniz lalesi, anemon dendiğine bakmayın; bir bitki değildir, kayalara yapışık yaşayan bir hayvandır. Ağzının kenarındaki çok sayıda ve uzun dokunaçlar canlıya bir çiçek görünümü verir. Vücudu silindir biçimindedirve alt taraflarından kayalara tutunur. Silindirin üst kısmında ortada ağız, bunun etrafında da çok sayıda kollar vardır. Kollardaki dalayıcı hücrelerin yardımıyla avını zehirler, kendini düşmanlarından korur. Avladığı hayvanı suyun akıntısı ile ağzına doğru çeker, sindirim boşluğuna indirir.